Erdoğan Zümrütoğlu
1970 · Turkish
Erdoğan Zümrütoğlu’nun resimlerine baştan sona bir gerilim hâkimdir. Sanatçının istisnasız her işinde var olan bu gerilim, Zümrütoğlu’nun kazara ya da kasıtlı bir şekilde elde etmek istediği bir durum değildir. Zümrütoğlu’nun resimlerinde var olan bu yüksek tansiyon, sanatçının sanatsal pratiğinde öne çıkan iki tavır arasındaki gerginlikten doğar: figüratif yaklaşım ve katıksız maddesellik. Erdoğan Zümrütoğlu’nun figürleri, temsiliyet ve nesnellik arasında gidip gelirler. Burada bahsi geçen nesnellik, sanatçının fırçalar, boya tüpleri ve bıçaklarıyla tuvallerine uyguladığı boyanın izleridir.
Zümrütoğlu’nun bu yaklaşımının kökenleri, sanat tarihinde yer eden iki farklı ekolde aranabilir. Gerhard Richter ve Bertrand Lavier'in yanı sıra Robert Ryman ve James Hayward'ın eserlerinde de rastladığımız “physical abstraction – fiziksel soyutlama” diye adlandırabileceğimiz anlayıştır. İşin maddeselliği ön plandadır; bu anlamda betimleme değil resmi başlı başına bir objeye dönüştürmek önem kazanır. İşlerin en önemli özelliği tuval ve boyanın birlikteliğinden doğan maddeselliktir. Maddeselliğin yanı sıra Zümrütoğlu’nun sanatsal pratiği, bir diğer sanat geleneğine de yakındır: Orta çağdan bu yana var olan ve 20.yy'da zirveye ulaşan biçimsizleştirme anlayışı. Erdoğan Zümrütoğlu’nun tuvallerine hâkim olan betimleme ve maddeselliğin bir aradalığından kaynaklanan dikotominin bazı sembolik çağrışımları da vardır. Zümrütoğlu’nun doğduğu, çalıştığı ve yaşadığı ülkenin içinde bulunduğu kendine özgü ve tarihsel koşullar resimlerine yansır. Sanatçı işlerinde, küreselleşmiş modernite olgusuna karşı doğal bir refleks geliştirir. Uluslararası bu dalgaya karşı ortaya çıkan bu dürtü, Zümrütoğlu’nun işlerinde ön plana çıkan gerilimin bir başka boyutudur. ( www.pilevneli.com )
Erdoğan Zümrütoğlu (d. 1970) 1990’ların başlarındaki ilk çalışmalarından bu yana Türkiye’nin önde gelen yeni sanatçılarından biri oldu. Çarpıcı bir şekilde renkli ve genellikle büyük ebatlı olan kanvasları (ki bunlar Hollanda ve Belçika resmi üzerine yaptığı araştırmalardan esinlenmiştir) hem kendi ülkesinde hem de Fransa ve Almanya’da galericiler ve koleksiyonerlerin ilgisini çekmeyi başardı. Londra’nın Mayfair galeriler bölgesinde düzenlenen bu sergi, kendini her zaman Batı edebiyatı ve felsefesinin geleneklerinden beslenen küresel bir sanatçı olarak görmüş bir ressamın çalışmalarının yeni izleyiciler tarafından deneyimlenmesi için heyecan verici bir fırsat sunuyor. ( www.unlimitedrag.com )