Ferruh Başağa
1914–2010 · Turkish
Ferruh Başağa'nın ilk soyut resimlerini yaptığı ve sergilediği 1940'lı yılların sonu, bu resim anlayışının ülkemizde anlaşılmadığı ve hatta yadırgandığı bir dönemdir. Dönemin kültür ve sanat dergilerinde yazan pek çok ünlü kalem, onun bu tarzını geçici bir heves olarak yorumlar. O ise büyük bir ısrarla savunduğu bu anlayışı, günümüze kadar varan büyük bir değişim ve dinamizmle sürdürecektir.
Sanatçının soyut resme yönelmesinde, "Yeniler Grubu" döneminin büyük etkisi vardır. Başağa, 1947 yılından başlayarak 'Yeniler Gurubu' etkinliklerine resimleriyle katılmaya özen gösterir. Sanatçının 1948 yılından itibaren tümüyle soyut anlatımlar üzerine evrildiği görülür.
Duyguları tuvale aktarmak 1949 yılında, "Aşk" adlı yapıtı 10. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde birincilik ödülü alır. Bu sadece onun resminin onaylandığı anlamına gelmez, Türk sanat tarihi için de bir dönüm noktasıdır; soyut resim kabul görmeye başlamıştır. Ferruh Başağa, artık sadece figürsel ve doğa soyutlamaları yapmıyor, insanların yaşamlarına anlam katan duygularında resimlerini yapıyordur. Yaptığı resmin çizgisini belirleyen teknik resim bilgisi, ona soyut resimde önemli avantajlar sağlar. Biçimlerin boyutlarını ve konumlarını irdelyen geometrik kompozisyonların ardından, 1960'larla birlikte lekesel kurgulu resimler dönemi gelecektir. Ferruh Başağa'nın 1970'li yıllarda güvercin motifine yönelmesi, dönemin özgürlük ve barış istemleriyle örtüşür. Sanatçı 1980'lerden itibaren, resmini Akdeniz'in sonsuz esin kaynaklarından etkilenerek üretmeye başlar. Akdeniz mavisinin öne çıktığı bu resimler için sanatçı "Akdeniz'in aydınlığı, atmosferi, şeffaflığı aksediyor resimlerime' demiştir.
1935 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’nde önce Nazmi Ziya Güran, ardından Zeki Kocamemi ve Leopold Levy’nin öğrencisi olur. 1940 yılında mezun olan Başağa aynı yıl, Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’ne katılır. Bu dönem çalışmaları natürmort, portre, manzara ve günlük yaşamdan kesitlerdir. 1940’ların başında yoksul kesimleri ve İstanbul limanı çevresindeki balıkçıların yaşam biçimlerini gözlemleyen genç sanatçılar “Yeniler” adı altında toplanmışlar ve 1941 yılında konusu liman olan bir sergi düzenlemişlerdir. Ferruh Başağa Yeniler grubuna 1942 yılında Beyoğlu Matbuat Müdürlüğünde Açtıkları “Kadın” konulu sergiyle katılır. 1943 yılında ise Akademi’nin Yüksek Resim Bölümü’ne kayıt olur ve 1947 yılında mezun olur. Yeniler Grubu’nun 1948 yılının Ocak ayında Beyoğlu Fransız Konsolosluğu binasında açtıkları sergisine verdiği, Yurt Gezileri kapsamında 1945 yılında yaptığı, Konya Mecidiye Han resmi dikkat çeker. 15 Mayıs- 5 Haziran 1948 tarihleri arasında Yeniler grubu yedinci sergilerini açar ve Başağa bu sergiye on bir resimle katılır. Bu resimlerden birisi de “Aşk”tır. Natürmort manzara ya da günlük olayları anlatan figüratif resimlerin çok ötesine geçerek hem resimsel anlamda hem de konu olarak soyutlamaya başlamış ve bir duygunun resmini yapmıştır. Bu nedenle Aşk, Başağa’da “lirik soyutlama”nın ilk örneği olarak kabul edilebilir. Başağa bu resmiyle 2 Ocak - 02 Şubat 1949 tarihinde Ankara Halkevi salonunda açılan Onuncu Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde de sergiler ve Ahmet Çanakçılı ödülünü alır. Aynı yılın Mayıs ayında grupla birlikte Yeniler’in sekizinci sergisini düzenler. 20 Mayıs- 5 Haziran 1950’de yine Fransız Konsolosluğu’nda açılan Yeniler’in dokuzuncu Sergisine ve bundan sonra açılan diğer sergilerine düzenli olarak katılır. 1947 yılında Ferruh Başağa, Nuri İyem, Fethi Karakaş, Pindaros Platonidis ile Beyoğlu Asmalımescit Sokağı, Önay Apartmanı’nın çatı katında bir atölye kiralarlar ve çalışmaya başlarlar. “Tavanarası Ressamları”nın ortaya çıkması da bu şekilde başlar. “Başağa bu atölyede leke dengelerini kurgulayan soyut resimler üretir. Özellikle Tavanarası atölyesinden gece manzaralarının yarattığı etkiyi soyut söylemler olarak resimler. Renkler ve ayrıcalıklı olarak da ışıkların kurduğu dinamik leke akışı, geometriye dayalı Başağa soyutlamalarının örnekleri arasında yerini alır.” 1950’lerde bir taraftan güç kazanan milliyetçilik söylemlerinin etkisiyle sanatın geleneksel sanat dallarına öykündüğü yapıtların üretilmesi gerektiği savunulurken diğer yandan sanatın evrensel olması gerektiği düşüncesi gelişmektedir. Böyle bir fikir ve sanat ortamında Başağa soyut resim çalışmaya devam eder. 1950’ler sonrasında genellikle Fransız Konsolosluğu salonlarında açtıkları sergilerin yeni mekanı Adalet Cimcoz’un sanat galerisi Maya’dır. “Maya özellikle soyut anlatımlara yönelen ressamların bireysel sergilerinin mekânı olacaktır. Bu resimler övgülerle üzerinde yeni görüşler paylaşabilen izleyicilerine kavuşacaktır. Ferruh Başağa, Maya’nın düzenlediği sergiler arasında, non-figüratif resimleriyle dikkat çekecektir. Başağa’nın düzenli olarak açtığı Maya sergilerinin içinde soyut heykellere de yer verecek ve anlatımcı sanat anlayışında ulaştığı çizgiyi geliştirmeye yönelecektir.” Ferruh Başağa Maya Sanat Galerisi’nde 1952 yılının Mart ve Ekim aylarında, 17- 31 Ekim 1953’te, 3-18 Nisan 1955 tarihlerinde sergiler açar. Maya sanat Galerisi’nin kapanmasından sonra İstanbul Şehir Galerisinde tek ya da iki sanatçıyla açtığı sergiler düzenler. 1960 yılından sonra Başağa düzenli sergilerle tuval yüzeyi üzerinde oluşturduğu yatay ve dikey devinimler ve diyagonal eğrilerle birbirinden ayrılan düzlemlerle oluşturduğu soyut söylemini sürdürmüştür. 6 Mart - 11 Nisan 2003 tarihleri arasında İş Bankası Kibele Sanat Galerisi’nde ve 20 Ocak- 8 Mart 2009 tarihinde Beşiktaş Belediyesi Çağdaş Sanat Galerisi’nde olmak üzere sanatçının iki retrospektif sergisi açılmıştır. (“Ferruh Başağa”, Kıymet Giray, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2003)