Mithat Şen
1957
Sanatçı resimlerinde soyut organik biçim şemaları üzerinde, gerçeklikle gerçekdışı olanın ilişkilerini, kendine özgü bir teknik düzeyinde yansıtmakta, insan bedeninin yapısından kaynaklanan bir bütünlüğü, görsel organizmanın da yapısal karakteri olarak değerlendirmektedir. Sanatçının 1987 ve öncesinde gerçekleştirdiği siyah-beyaz yapıtlarında kullandığı hareketli imgeler sonradan geliştirdiği bedene, daha doğrusu “torso”ya benzeyen imgelerin öncüsü niteliğindedir. Başlangıçta açık ve hareketli olan bu imgeler hızla gelişerek kapalı ve durağan birer kalıp imgeye dönüşmüştür. 1988’de önce gül pembesi, kavuniçi ya da gri-mavi gibi pastel renklerle betimlediği bedenleri 1989’dan başlayarak canlı kırmızı, yeşil, mavi ve morlarla vermiş; her kompozisyonunda bu renklerden yalnızca ikisini ve onların tonlarını kullanmıştır. Bu imgeleri kimi zaman tek olarak yalın ya da eklemlendirilmiş biçimde, kimi zaman da birimler halinde çoğaltarak uygulamış; 1990’ların başında da tuvali eşit kare ve katlarına bölerek tek bir imgeyi parçalara ayırmıştır. Tuval üzerine akrilikle uyguladığı resimlerinde geliştirdiği bu anlatım dilini ipek baskılarında da kullanmaktadır.
Mithat Şen resmi, bir resim nesnesi olarak kendi başına imlediklerinin yanı sıra ait olduğu coğrafyaya dair bir anlam matrisinin de anahtarını taşır. Resim, kendi zamanında üretilmiş bir yapıtın plastik özelliklerinden ve taşıdığı anlamlardan değil bağlı olduğu coğrafyanın geçirdiği zaman ve zemin değişikliklerinden yol alır ve bu geçmişin temel prensiplerini barındırır.
Sanatçının 80’li yıllarda yaptığı desenlerde ve akrilik resimlerde görülen beden etütleri, zamanla insan bedenini aşıp yalnızca kendini imleyen ve biçim ilişkileriyle tekrar tekrar yeniden yaratılan 13 parçalık bir şemaya dönüşür. Mithat Şen, oluşturduğu bu 13 harflik alfabe ile resmini, bağlı olduğu coğrafyanın parça-bütün anlayışı üzerine bir sistematikte kurar ve doğanın yapma biçimi gibi tekrar ve çeşitleme ile sürdürür. Sanatçının neredeyse 40 yıla yakın bir zamandır tekrar ettiği bu beden, tuval ya da kâğıdın yüzeyinde yağlı boya, akrilik, sulu boya, kara kalemle form bulur; tuval yüzeyinden kazınarak ortaya çıkarılır; keten, türlü çeşit kumaş ve nihayetinde oğlak derisine bürünür. Son dönemde başlayan heykel serileri ile mermer, paslanmaz çelik ve metal malzemeleri de üretimine dahil eder. (www.mithatsen.com)