İçeriğe geç
Mübin Orhon

Mübin Orhon

1924–1981 · Turkish

Mübin Orhon’un geometrik soyutlaması, içinde yaşadığı dönemin parçası olan bir lirizmle dengelenir. O günlerde geometrik soyutlamayla lirik soyutlama arasında, sanat ortamını ikiye bölen şiddetli tartışmalar inançları pekiştirmektedir. Mübin Orhon artık çelişkili soyutlama-biçimleme terimleriyle değil, yalnızca resim yapma ediminin yerine getirilişiyle ortaya konan yeni biçimlere erişmiş öncülerin bulgularını sınar.

Mübin Orhon Ağustos 1948’de Paris’e geldiğinde, büyük soyut sanatçılar kuşağından sonraki genç ressamların canlı kaynaklarını temel alan bir yaratıcılığa, yaratıcı bir devinime elverişli bir heyecan egemendir ortama. Paris’te savaş sonrasındaki sanat ortamı Paris Okulu adını hak edecek denli verimli bir kozmopolitlikten beslenmektedir, öyle ki tüm eleştirmenler ellili yıllarda bu adı yine kullanmaya başlamış, her zaman öncü olan, ama biçimciliğe gömülmeden, çoğul deneyimlere hiç olmadığı kadar açık olan Paris kentinde benimsenebilecek ifade biçimlerinin yeniden ortaya çıktığını düşünmüşlerdir. Dış dünyadan hiç bir şey almadan, sanatçının ve dönemin elindeki tek çare olarak soyutlamaya başvurup, kendilerini resimle özgürce ifade etmek için dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılar da bu öze dönüş düşüncesine katılmaktadır. Mübin de sanatı yenilemek isteyen gençlerden biridir. Kendisinden once Fransız başkentine gelmiş olan memleketlilerini bulur: Selim Turan, Abidin Dino, çok geçmeden arkadaş olacağı ve 1956 yazı boyunca Saint-Poul-de-Vence’ta birlikte kalacağı Albert Bitran. Cité Universitaire’de farklı farklı eğilimler sergileyen sanatçılarla bir araya gelir v eve Stockhausen’le yakınlık kurar. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdiğinden, öğrenimini Sorbonne’da sürdürüp 1949’da ekonomik bilimler yüksek lisansını tamamlar, bir yandan da Grande Chaumiére Akademisi’ne sık sık gidiyordur. Montparnasse’ın göbeğindeki atölyeler öğrencilerin canlı modelden çalışmasına, desenle yağlıboyanın temel ilkelerini öğrenmesine olanak tanır; oradaki hava resim için çıldıran o acemi gençlerin yüz vermedikleri Roma Ödülü için Güzel Sanatlar Okulu’nda düzenlenen yarışmalardakinden ve öğrencilerin kapandığı odalardakinden çok farklıdır. Ortam gerek sanatsal, gerek insane anlamda, yakın arkadaşlıkların, karşılıklı ilişkilerin kurulmasına elverişlidir. Fikret Mualla’yla ve Modigliani’nin Grande Chaumiére Sokağı 8 numaradaki eski atölyesini paylaşacağı Charles Maussion’la ilişki kurar. Soyutlama o dönemde gözde de olsa grupların oluşmasına yol açar ve ikicilikten kurtulmaz. Zaten resim Da Vinci’nin yazdığı gibi bir cosa mentale değil midir? Devrimci girişim soyut olguyla resim olgusu arasında uzlaşmada yatmaktadır. Tüm bu sanatçılar aracılığıyla, içerikle biçimin özdeşliği araştırmasını doğrular. Mübin Orhon da, tıpkı galerilerin duvarlarını paylaştığı meslektaşları gibi güncel resim arayışını sanatsal bir evrimin sürekliliğinde geliştirmek ister. Bunun da temelinde gençleri kendilerinden büyüklerin ortaya koydukları biçimleri, o biçimlerin artık tükendiği anda sorgulamaya iten zorlayıcı güç vardır. İşte böylece geometrik soyutlama kuramları yeniden tartışmaya açılır ve Mübin ilk kez 1953’te resimlerini sergilediği Genç Yeni Gerçekçiler Salonu Abstraction Création’un geleneksel ilkelerinden yeniden doğar. Mübin Orhon’un geometrik soyutlaması, içinde yaşadığı dönemin parçası olan bir lirizmle dengelenir. O günlerde geometrik soyutlamayla lirik soyutlama arasında, sanat ortamını ikiye bölen şiddetli tartışmalar inançları pekiştirmektedir. Mübin Orhon artık çelişkili soyutlama-biçimleme terimleriyle değil, yalnızca resim yapma ediminin yerine getirilişiyle ortaya konan yeni biçimlere erişmiş öncülerin bulgularını sınar. Mübin Orhon’un tutumu Wols’un, Hartung’un, Bryen’ın, Atlan’ın, Schneider’in ve lirik soyutlamanın kurucusu Mathieu’nun temsil ettiği bir özgürlük keyfine kök salmıştır, kendisi zamanın gerekliliklerini yerine getirmesi gereken sanatçının serbestliğinin bilincine varmıştır. Buna karşılık deneyimli Herbin, Kupka, Domela, Delaunay’nin başlattığı, Dewasne ve Pillet’nin Grande Chaumiére Sokağı 14 numaradaki, Mübin Orhon’nun da iyi bildiği Soyut Sanat Atölyesi’nde yeniden ortaya koyduğu yöntem bir yandan da Fransız geleneğinden gelen ressamların (Bazaine, Manessier, Bertholle, Pignon, Tal Coat, Singier, Estéve) çözmeye çalıştığı plâstik sorunsallık düşüncesini pekiştirir yalnızca. Bu adların hepsinde, resmin sürekliliği başka her düşünceden önce gelir. Mübin Orhon’un ilk desenleri ve yağlıboya resimleri hemencecik bu geometrik eğilimi yansıtır ve onun kurmacı kaygılarını açığa vururlar. Açık seçik çizilmiş, renkçinin yeteneğiyle titreşen bir grafik oyun içinde incelikle düzenlenmiş biçimler onun Mortensen’le Baertling’in yanında dikkat çekmesini saplar. Mübin Orhon da Lanskoy, Poliakoff, Deyrolle gibi resmini doğal biçimde farklı yerlere kaydırır. Doğayla kurduğu, başlarda kendisine gerçekçi manzara resimler yaptıran diyalogdan doğal olaylar ve resimde gerçeklik duygusundan yararlanması gerektiği dersini çıkarır. O zamanlar gerçeklik sorununu irdeleyen Da Staël de onunla bu konuda aynı görüştedir. Aynı dönemde Mübin’in Maussion’la arkadaşlığı kendisinin sezgisel açıdan hareket resmine elverişli yön verir.
Mübin Orhon yanıt veren ressamlardandır. Resmindeki soyut belirlenimciliğe karşın, birkaç yıl içinde yitecek biçim-içerik ayrılığına uygun davranır. Hangi soyut sanat? Charles Estienne’in 1950’de başka türlü sorduğu bir soru bu: L’Art abtrait est-il un académisme? (Soyut sanat bir akademicilik midir?) Şimdilik, soyut yazı enerjilere duyarlı bir uzamında biçimlerin yerini alır. 1956’da, Iris Clert Beaux-Arts Sokağı’ndaki galerisinde onun ilk kişisel sergisini açar, Mübin Orhon’un yapıtları orada Bitran, Jorn, Takis, Tsinkos, Messagier’inkilerle bir araya gelir. Jacques-Louis Thilbault’nun “tuhaf bir doğu lirizmi” ( Cimaise, 1. Sayı, 1956, 35) olarak değerlendirdiği resimleri Sam Francis’te, Vieara da Silva’da, Riopelle’de görüldüğü üzere, lekenin sık kullanımıyla genele yayılan soyut bir manzaracılık için, akıntılara, kendisinin İstanbul anılarını akla getiren göstergelere bölünmüş, lirik bir uzamının ifadesidir. Mübin Orhon da, renkli kısaltmalar yeni, yapısal bir anlayış için tuvalin uçurumuna meydan okur, bir yandan ona dinamik bir enerji kazandırarak. Bu ara döneme griller ve siyahlarla lekecilikten, Provence’ta geçirdiği süreden sonra ışıklı bir doygunluğa geçiş damgasını vurur. Resim alanının bölümlenmesi sayesinde yapılandırılan bir kompozisyondan Mübin’in hareketlerindeki kendisinin inandırıcılığına denk sabırsızlığı ortaya koyan, bütünüyle açık bir uzamama geçer. Gerçek Uzamla Düşsel uzam birbirine nasıl uyuşturulacaktır. Buna verilebilecek Fransa’dan olsun, ABD’de olsun soyut resmin en önemli özelliklerinden biri olan yanıt merkezinin ortadan kaldırılmasıdır, Mübin de bu yöntemi benimser. Doğa ona zengin bir tüm tanrıcı bakış açısı için uzamsal ritimlerini sunar. Ellili yılların sonuyla altmışlı yılların başı arasında, Mübin Orhon kesinkes biçime bağlı olmayan bir resmin somut özü üstüne araştırmalarını çoğaltır. Tıpkı Kooning ve Pollock gibi, ana düşlere açılan bir şiirselliğin tanığı göstergelere başvurur. Değişinim maddeye temel bir düzen dayatma bir fırça oyununu çağırır. Maussion’un yanında, hareketin yerini alan yazıyı sınar. Kısa bir süre sonra kaynaşmalı maddiliğini öne çıkaracağı, devingen, dalgalı ve gizemli bir dip düzey tarafından emilmiş boyarmadde katmanlarına yansıyan bir yazıdır bu. 1959’da Mübin, Chu The Chun’un başka lirik soyut sanatçılarla birlikte yapıtlarını sergilediği Lucien Durend Galerisi’ne katılır. 1963’te, “Delacroix’ya Saygı” çerçevesinde, Nasser Asar, Mihailoviç, Schneider, Bertini, Lşndström, Suara’yla birlikte Creuze Galerisi ve Galerie 7’daki bir grup sergisine katılır. Bu adları bir araya getiren Raoul-Jean Moulin biraz da bir zincir oluşturma düşüncesiyle “yeni bir romantizmi” tanıttığına inanır. Mübin’de, hızın biçimlerin açılmasına yardımcı olduğu bir girdaba kapılmış renkli akıntılar görülür. Onun lirizmi itkilerinin şiddetinden bir şey yitmeksizin, hareketi, ifadeye göre ayarlamak için ivediliğe uygun hareket eder. Rengin titreşimli, şehvetli çizgi ağını indükleyen, atılımı coşkunluğa varan dinamiğe tramplen görevi görecek bir dipyüzey üstünde, yılansı çizgiler alev alev yanarak karışırlar birbirlerine. Onun fırçası bir “all over”la imgenin çerçeveden çıkmaya çalıştığı bir kaosu yola getirir; Mübin o “all over”a kendi yanıtını verir. Mübin’in dışa vurumculuğu aynı dönemde Sam Francis ile örtüşür. Tuvali oluşturan, kontrastlı sızıntıların (kırmızı, beyaz, mavi, siyah) baş döndürücülüğüyle tüm tanrıcı güçlere yaraşır bir gerçekliği ortaya koyan şey resim olgusudur. 1965’te askerliğini yapmak için döndüğü Türkiye sürecinden sonra, olgunluğa erişen sanatı kendisini Mark Rothko’ya ve Lucio Fontana’ya yaklaştıracak bir colour-field’e renk alanına doğru evrilir. Yazı geriler, sıyrıklara, çentiklere dönüşür, renge gömülmeden önceki son gidimli müdahaledir bu. Böylece başlayan son sürecin bence tek renkli olarak adlandırılması yanlıştır, çünkü renk ışıklı bir dolgunlukla işlenir. Aslında, Mübin Orhon’nun yaşamının son yılları derin düşünmeye yol açan bir yalnızlık içinde geçer. Bu son dönem rengin egemende yerini bulduğu bir yeryüzünün yaratılış sürecidir. O adına ressam denen şairin düşüncelerini izler. Kırılgan dikdörtgen biçimler uzamına girerler. Bir yanda kapalı bir görüş, bir yanda varlık- yokluk için bizi renkli doygunluğa dalıp gitmeye çağıran bir uzam. Mübin Orhon saydam ve saydamsız katmanları eşzamanlılıkları içinde sorgular. Dip yüzey, üstünde başka bir biçimin belirdiği ilk biçimi oluşturur, ondaki düzensizlikler uzamı kaplayan, gezinen renklerin temelidir. Bu ustalıklı değişimler maddesizliğiyle bir soyutluğa, gizemli bir soluğa gönderme yapan yüzeyi doyurur. Kırmızının “Yanan Çalı”nınki, mavilerinse dünyanın sonundaki alacakaranlığın olduğu bu coşkulu resimler konusunda ruhsallıktan söz edilebilir mi? Renk uzamını gelecek ışığa açmak için sınır çizgisini çekme işi Mübin’e düşer. Onun resimleri bize iç ışığı, yaşamın gizeminin ışığını gösterir. (“Adına ressam denen şairin düşüncelerini izlemek”, Lydia Harambourg, Finansbank Yayınları, İstanbul 2012)

Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü’nden mezun olmakla birlikte Fahir Aksoy, Adnan Turani, Orhan Veli başta olmak üzere sanatçı ve yazarlarla dostluk kuran Mübin Orhon, eğitiminin ardından Paris’e iktisat doktorası yapmak üzere gider, ancak kısa süre sonra Paris’in hareketli sanat yaşamından etkilenerek ressam olmaya ve bu kentte yaşamaya karar verdi. Selim Turan, Abidin Dino, Albert Bitran ile dostluklar kurdu. 1954’e kadar Academie de la Grande-Chaumiére’ye devam ederek desen ve peyzaj çalıştı, geometrik soyutlamalara başladı. 1951 yılında bir grup arkadaşıyla Köln, Hamburg ve Kopenhag üzerinden Stockholm’e giderek burada altı ay kaldı ve hayatını Paris manzaraları satarak sürdürdü. 1950’li yıllar boyunca soyut karakterli “İstanbul Resimleri” dizisi üzerine çalıştı. İstanbul’un Sarayburnu-Haliç arasında siluetini andıran oldukça soyut kompozisyonlarda kahverengi ve gri renkler ağır basar. 1953 ve 1955 yıllarında eserleri Salon des Réalites Nouvelles’e kabul edildi. 1956 yılında yakın arkadaşı Albert Bitran’la beraber Saint-Paul de Vence’de geçirdiği bir yazdan sonra geometrik soyutlamalardan uzaklaşarak, lekesel değerleri ön plana çıkaran siyah rengin ağırlıkta olduğu resimler yapmaya başladı. 1964-1967 yılları arasında askerlik vazifesini yapmak üzere Türkiye’ye geldi. Türkiye’de yaptığı eserlerin Avrupa resimlerine kıyaslandığında asabiyet, tansiyon ve heyecan taşıdığını ifade eden sanatçı, 1968’de Paris’e döndükten sonra yaptığı resimlerinde ise lirik soyuttan ayrılarak kırmızı ve mor başta olmak üzere kullandığı sıcak renklerle ilk monokrom resimlerine başladı. 1971-1974 arasındaki dönemde iki ya da tek renk kullanarak, kare, dikdörtgen gibi elemanları yer yer kazıyarak ya da boyayarak eklemleme başladı. 1975’den sonraki resimlerinde taşındığı yeni atölyesinin de etkisiyle otellerin, evlerin pencerelerinden yayılan ışık huzmeleri form olarak sanatçının resimlerinde görülmeye başladı. (“Mübin Orhon“, Milli Reasürans Sanat Galerisi Yayınları, İstanbul 2001)

KİŞİSEL SERGİLER
1956 Galerie İris Clert, Paris
1957 Galerie İris Clert, Paris
1958 Galerie St. Laurent, Brüksel
1959 Galerie Gillion, Paris
1959 Gallery Moyens, Washington
1959 Galerie Lucien Durand, Paris
1960 Galerie Lucien Durand, Paris
1961 Galerie Lucien Durand, Paris
1962 Galerie Lucien Durand, Paris
1962 Şehir Galerisi, İstanbul
1964 Couper Gallery, Londra
1975 "6 Peintures 1960", Galerie Lucien Durand, Paris
1976 Melda Kaptana Galerisi, İstanbul
1979 Galata Sanat Galerisi, İstanbul
1979 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul
1982 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul
1986 Maçka Sanat Galerisi, İstanbul
1992 Galeri Nev, Ankara

GRUP SERGİLERİ
1950 Cité Université de Paris, Monako Evi
1953 Salon des Réalites Nouvelles, Paris
1955 Galerie Octobon, Saint-Paul Vence Salon Comparaisons, Paris
1956 Micro-Salon, Galerie Iris Clert, Paris
1956 L’Oeil de Bouf, Galerie Céres Franco, Paris
1957 Salon de Mai, Paris
1957 Micro-Salon, Galerie Iris Clert, Paris
1957 Galerie Apollinaire, Milano
1957 L’Oeil de Bouef, Galerie Céres Franco, Brezilya
1957 Modern Turkish Painting, Edinburgh, Aberdeen, Glasgow
1958 Salon de Mai, Paris
1958 Micro-Salon, Galerie Iris Clert, Paris, Atina
1958 Galerie Diderot, Paris
1959 Galerie des Quatres-Saisons, Paris
1960 Galerie Bonnier, Lausanne
1960 L’Oeil de Bouef, Galerie Céres Franco, Paris
1963 "Une Oeuvre Récente ", Galerie Lucien Durand, Paris
1963 L’Oeil de Bouef, Galerie Céres Franco, Paris
1965 "Asse, Bishop Massaqier, Mübin", Galerie Lucien Durand, Paris
1965 "Paris’te Yaşayan Türk Ressamları", Alman Kültür Merkezi, İstanbul
1969 Galerie Gervis, Paris
1970 VII Biennale de Menton, Menton
1973 "Hommage a Nazım Hikmet", Cite Universitaire, Paris
1976 "Six Peintures Turcs", Venissieux
1976 "Hommage au Paysan de Paris", Paris
1976 "Hommage a Nazım Hikmet", Tarbes
1981 "Lyrical Abstraction", East Anglia University, Norwich
1984 "Üç Eğilim", Maçka Sanat Galerisi, İstanbul
1986 "10. Yıl Sergisi", Maçka Sanat Galerisi, İstanbul
1986 "Türk-Alman Kültür Enstitüsü 30. Yıl Sergisi", Maçka Sanat Galerisi, İstanbul
1989 "Paris After War 1945-75", Sainsbury Center for Visuel Arts, Norwich
1990 "Paristanbul", Cite International des Arts, Paris
1990 "Les Peintres Turcs de Paris", AGF, Paris
1990 "Etkinlikler Süresince 15. Yıl Sergisi", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
1991 "210 Boulevard Raspail", Siyah Beyaz Galerisi, Ankara
1992 "210 Boulevard Raspail", Urart Sanat Galerisi, İstanbul
1994 "1950-2000 Merkez Bankası Çağdaş Türk Sanatı Sergisi", Atatürk Kültür Merkezi, Ankara
1994 "10. Yıl Sergisi", Teşvikiye Sanat Galerisi, İstanbul
1998 "Türk Resminde Soyu Eğilimler", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul

Dış kaynaklar