İçeriğe geç
Neş'e Erdok

Neş'e Erdok

1940 · Turkish

Diğer yazımlar: Neşe Erdok

Neş`e Erdok`un resimlerinde toplum hayatının ve günlük yaşamın içinden manzaraların dramatik anlatımının oluşturduğu, ruhları etkisi altına alan gerilim her resimde istisnasız yaşanır. Vapurların, trenlerin, sokakların; her gün karşılaştığımız belki de içlerinden biri olduğumuz insanların gerçeğini yaşarız. Satıcılar, çocuklar, serseriler, hasta ve sakatlar… Onların umutlarını, beklentilerini, yalnızlıklarını, kederlerini, savaşlarını abartılı figür anlatımıyla tuvale taşıyan Erdok’un resimlerinde kimi yerlerde ışığın da etkisiyle saydamlaşan renkler, dramatik etkiyi arttıran karakteristik bir unsurdur. Genellikle tek renkli ya da parçalı renk alanlarından oluşan fonların önündeki bu anıtsal figürler ressamın kendisidir aslında. İşte ana fikir burada gizlidir. Neşe Erdok her figüre kendinden bir şey koyarak, kendisi gibi bizlerin de sokaklardaki insanlardan biri olduğumuzu anlatmaktadır.
Güzel Sanatlar Akademisi Neşet Günal atölyesinden 1963 yılında mezun olduktan sonra, 1965’te Madrid’e giderek Eseuela Eutral de Idromas’ta ve Eseuela Diplomética’da İspanyol dili, edebiyatı, uygarlığı ve Sanat Tarihi üzerine çalışmalar yapar. Milli Eğitim Bakanlığı hesabına Devlet Güzel Sanatlar Akademisine Öğretim Üyesi yetiştirilmek üzere Fransa`ya gönderilir. Paris’te Ecole Nationale Suférieure des Beaux-Arts’da Prof. Chaplain Midy ve Prof. Pierre Matthey de Etang yanında resim çalışmaları yapar ve 1972’de Türkiye’ye döner. Erdok’un resimlerinin konusu çocuklar, gençler, satıcılar, serseriler, hasta ya da engelliler gibi günlük yaşantımızda her an karşılaşabileceğimiz kişilerdir. Sanatçının asıl yansıtmak istediği ise figürlerin iç dünyasıdır. Çoğu zaman uzuvları bilinçli olarak deforme eder, dramatik renkler kullanır, bu nedenle resimlerinde psikolojik gerilim yoğun olarak hissedilir. Sanatçı 1972’de asistan adayı olarak başladığı Mimar Sinan Üniversitesi’nde 1981 yılında Profesör unvanı alır. 2008 yılına kadar Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışan Neş’e Erdok’un eserleri, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Resim Heykel Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Norton Simon Müzesi’nin de bulunduğu, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.
Neş’e Erdok’un resmi durum, duruş ve bedenin iç içe geçtiği muhayyel bir podyum üzerinde yol alırken bunlar arasında yalnız öncelik sırası değil, neden/sonuç ilişkisi de hep açıkta kalır. Bu nedenle söz konusu resimlerin yorumu ilk elde bunlar arasında bir sıralamayı şart koşar evvela. Ne var ki, sebebin sonuca dönüşme hakkını saklı tuttuğu böyle bir üretim modelinde bütünüyle umutsuz ama o ölçüde yorumu kışkırtan keyfi bir çabadır bu. Nitekim biraz ilerleyince görmekte gecikmeyiz: Bunlardan herhangi birine tanıyacağımız öncelik, sonuçta yalnızca yorumun varsıllaşmasına zemin hazırlar. Öte yandan Erdok gibi tanık olduğu her sahnede kendini suçüstü yakalayan bir sanatçı için podyum da hayati önem taşır; asla bire bir temsiline geçit vermeyen bu gizli yükselti, özünde sanatçının kendisidir çünkü. Buna göre düzenleme ilkesi uyarınca herhangi bir figür yahut sentaktik öğede ön plana çıkan ilgi odağı çoğun dramatik personae’nin buzlucam ardında kalan suretine bitişmiştir Erdok’ta. Hiç kuşkusuz bütün bunların uygulamada görünür hale gelmesi kendiliğinden gerçekleşmez: podyumun üzerindekini anlamlı kılması ancak sahneleme aracılığı ile hayata geçer. Bu ise gizli ya da açık, ama sonuçta mutlaka anlatılan bir öykü ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyar ve işte tam da bu noktada resme özgü düzenleme (kompozisyon) ilkesinin anlatı ile sahneleme arasında salınmaya başladığını görürü. Gerçi, Erdok’un resminde düz anlamı ile anlatıya yer verildiğini söylemek çok güçtür; hem sonra böyle bir şey resmin ölümü olurdu zaten. (Mehmet Ergüven)

Dış kaynaklar