İçeriğe geç
Nuri İyem

Nuri İyem

1915–2005 · Turkish

Nuri İyem resimlerinde “yüzler bakışların anlattığı duygularla şekillenir”. Çoğu zaman da portre tüm tuvali kaplamaz. Kadının yaşadığı köy ve gecekondu semti portrenin gerisinde kendini anlatır. Bu resimlerde ikili, üçlü figür kompozisyonları da karşımıza çıkar. Portre üçlemeleri mitolojinin üç güzellerine göndermedir sanki.

Nuri İyem, 1933’te Nazmi Ziya Güran’ın önerisiyle Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiş ve Güran’ın öğrencisi olmuştur. Daha sonra 1935’te Hikmet Onat’ın, 1936’da da İbrahim Çallı’nın atölyelerine devam etmiş ve bu arada Levy’nin çalışmalarını da izlemiştir. 1937’de akademiyi birincilikle bitirip 1939’a kadar askerlik görevini sürdüren İyem, 1940’ta yeni açılan yüksek bölümü tamamlamak için akademide Levy atölyesinde öğrenim görmüştür. Aynı yıl bir grup arkadaşıyla Liman sergisini düzenleyen İyem, ertesi yıl aynı sanatçılarla Yeniler Grubu’nu kurmuştur. Liman serisinde balıkçı resimleriyle dikkati çeken İyem, bu yıllardan başlayarak düşünsel temele dayalı toplumsal içerikli resim anlayışı üzerinde yoğunlaşmıştır. Liman sergisiyle ilgili tartışmalar sürerken ikinci kez askere çağırılan İyem resimleriyle İstanbul sanat ortamının gündeminde kalmayı başarmıştır. 1942’de akademiye dönerek 1944’te mezun olmuştur ve aynı yıl seramik sanatçısı Nasip İyem’le evlenmiştir. 1946’da ilk kişisel sergisini açan İyem ‘Yeniler’le birlikte resimde toplumsallık anlayışını benimsemiş bir sanatçıdır. Nuri İyem’in 1947 yılında Beyoğlu, Asmalımescit’te Onay Apartmanı’nın çatı katında açtığı atölye Türk Resim Sanatı Tarihinde yer alan bir gelişmeye sahne olmuştur. Kiraladığı atölyede haftanın belli günlerinde ders vermeye başlayan İyem’in öğrencileri “Tavanarası Ressamları” adıyla sergiler açmaya başlarlar. 1949’a kadar gerçekçi ve anlatımcı resimler üretmiş ancak bu tarihten sonra soyuta yönelmiştir. Bu çalışmalarıyla Türkiye’de ilk soyut çalışan sanatçılar arasında yer alan İyem’in bu çalışmalarında daha çok manzara ve nesnelerin özelliklerini yitirmeden soyutlandıkları görülür. İyem’in 1962 sonrasında hızını kaybeden soyut anlatımları figürsel soyutlamalara dönüşmüş, ilerleyen dönemde de yeniden figüratif resme yönelmiş ve Anadolu kadınını anlatan resimler yapmıştır. İyem resimde biçimlerin kütlesel ağırlığını yansıtır ve onlara anıtsallık kazandırır. Sanatçının Liman Sergisi’nden başlayan portre duyarlığı 1962 yılından başlayarak kadın yüzleri üzerinde çoğalan ürünlere dönüşmüştür: “Beyaz ve bunu çevreleyen siyah örtü ya da aynı görsel işlevi saçın yaptığı oval yüzlerin egemen olduğu tuvaller...” Onun resimlerinde “yüzler bakışların anlattığı duygularla şekillenir”. Çoğu zaman da portre tüm tuvali kaplamaz. Kadının yaşadığı köy ve gecekondu semti portrenin gerisinde kendini anlatır. Bu resimlerde ikili, üçlü figür kompozisyonları da karşımıza çıkar. Bu portre üçlemeleriyse mitolojinin üç güzellerine göndermedir sanki.

Dış kaynaklar