Selma Gürbüz
1960–2021 · Turkish
Selma Gürbüz, çağdaşlarından kimselere benzemeyen bir sanatçı. Onun yapıtlarının benzerlerini, günümüzde değil, çok uzak bir geçmişte aramak gerek. Selma görünmeyenlerden görünen imgeleri yaratma ustası. Masalların Düşsel yaratıklarından, hayaletlerden, cinlerden, perilerden, simyacıların “Mundus Elementaris’lerinden, 1001 gecenin devamından, kara, ak ya da gri büyülerden bir dünya yaratıyor. Karagözden, şamanlardan, tılsımlardan, Siyah Kalem’in gizemli figürlerinden, Falnamelerden, Yıldıznamelerden… Tüm bunların yola çıkarak ya da onlara doğru yola çıkarak yaratıyor resimlerini. Geçmişteki bu hısım-akrabalarını, günümüze hatta bizden sonraki bir geleceğe doğru çağırıyor.
Selma kendine özgü bir dünya, daha doğrusu bir etnografya, bir mitologya, bir efsane yaratıyor. Ortaçağ karanlığın günümüze taşıdığı bu yaratıklar, bir modernlik postunun üzerine şaman dansları yapıyorlar. Öylesine bir şaman şöleni ki bu, onları seyrederken yanıldığımı, onların geçmişten değil gelecekten geldiklerini düşünüyorum. Bilmiyorum, geleceğin sanatı bilinmeyeni bilinir kılma, varolana meydan okuma, bir dokunuşla, bir heceyle, bir suretle, olayları, olguları, hatta yazgıları değiştirecek bu tür suretlerden mi doğacak? Eğer sanat alanında her sen bir başlangıçsa neden olmasın? (…) Selma yaşadığı uzun gecelerden, yaptığı uzun yolculuklardan, belleğinde kalanları bu resimler gerçekleştirerek bizlerle paylaşıyor. Hangi gece? Hangi yolculuk? Bu soruların yanıtlarını resimler veriyor. Düş gücünü sonuna değin çalıştıran, ön yargılardan, sığ mantıktan kurtulmuş, kavramları kapı dışarı edip imgelerle düşünmeyi öğrenmiş kişiler, ancak onlar bu uzun gecenin ve uzak yolculukların getirdiklerini doğru okuyabilirler. Geçmişle geleceğin arasında mekik dokuyan bir yaratıcılığın ürünü olan bu yapıtları, gerçekten anlayabilmek için, Japonya’dan Çin’e Etrüsk sanatından kadim Mısır sanatına, Osmanlı’ya, Asya’nın bozkır sanatına coğrafyadan tarihe uzun yolculukları göze almak gerekecek. İnsanı değiştiren her büyük sanat yapıtı böylesi yolculukların sonucunda oluşur. Unutmayın. (Ferit Edgü, Selma Gürbüz: Uzak Gece Uzun Yolculuklar, İstanbul 2003)
Selma Gürbüz sanat eğitimine İngiltere’de College Exeter Collage of Art and Design’da başlar.1984’te Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olur. Çalışmalarını İstanbul ve Paris’te sürdürmektedir. Selma Gürbüz’ün özellikle “cin ve peri” diye adlandırdığı son dönem alışmalarının çarpıcı bir arınmışlığa sahip güçlü imgelerinin dikkat çekici bir yanı da, sanatçının eserlerinin önemli bir bölümünde kendi “yüzünü” ve “tavırlarını” da gerçekleştirdiği figürlere figürlere taşıması, belki de kendinde sezdiği “cinlikleri” ve “perişeylikleri” dışa vurmasıdır. Es geçilemeyecek ölçüde öne çıkan bir başka şey de, bu serlerin “Doğu” kimliklerine, duyarlıklarına daha yakın durdukları ve hisler dünyası Doğu’nun Batı’yı her zaman şaşırtan karmaşıklığına ve açıklığına sahip olmalarıdır. Selma Gürbüzün el yapımı Uzakdoğu kağıtları üzerine resmettiği bu imgelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan önemli bir özellik, “Batı” dış hatlarının içerisine “Doğu “ motiflerinin yerleştirildiği işlerin çoğunlukta olmasıdır. Bu da özellikle görsel sanatlar alanında, kendi görsel geleneği tıkandığında Doğu sanatından beslenerek yeniden canlanan “Batı”nın resim sanatının bazı dönemlerini akla getirir. Selma Gürbüz’ün son yıllarda keskinleştirdiği, arıttığı imgeler hem Doğu’nun hem Batı’nın görsel geleneklerine sayısız yolculuk kapısı açtığı gibi, insan tinin iyi ve kötü yanları üzerine de düşündürür. (Levent Çalıkoğlu, Yeni Yapıtlar Yeni Ufuklar, İstanbul Modern Yayınları, İstanbul 2009)