Şükriye Dikmen
1918–2000 · Turkish
Şükriye Dikmen için desen, resmin temelidir. Bu nedenle hem Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı derslerde hem de Paris’te kaldığı sürede özellikle desen çalışmalarına ağırlık vermiştir. Füzen kalem ile çizme silme ve tekrar inşa etme üzerine kurulu desen anlayışını, boya resimlerinde de uygulaması bir rastlantı değildir. Aksine bilinçli olarak kendine has boya yüzeyini tercih ettiği görülmektedir. Sanatçının kontrplak, duralit ve mukavva gibi yüzey etkisini arttıran ve çizip silmeye olanak sağlayan malzeme üzerine resimler yapmaya devam etmesi, kabul görme kaygısı olmaksızın kendini en iyi şekilde ifade etme yollarını keşfetmeye çalıştığının açıkça bir göstergesidir. Resimlerinde yoğun bir şekilde kadın portrelerine yönelmesi onun konu olarak kadını tercih ettiğini göstermese bile eserlerinde genellikle tek bir kadını figürünü ele alması dikkatleri çekmektedir. Kadınlar çağdaş yaşama sahip çıkan, kentte yaşayan ve kent hayatının değişik kesimlerinden olduklarını düşündüren kadınlardır. Resimlerindeki kadınlar kırsal kesimden değil, aksine modern hayatın içinde olan sanatçının çevresindeki ve gözlemleyebildiği kadınlardır. Portrelerindeki kadınlar değişik yaş gruplarından özellikle kendine bakan, bakımlı kadınlardır ama hiç bir zaman bize rüküş kadın imajını da vermezler. Oldukça zarif, sakin ve dingin kadınlardır. İri gözlü ve anlamlı bakışlarıyla dikkatleri çekmektedir. Bu portreler sadelikleri ile minyatür sanatımızdaki dingin ve suskun stilize kadın yüzleri gibi fakat iri gözleri ile sanki dünyaya açılan birer pencere gibidirler. Bu portreler bazen ince boyunlu bazen de olduğundan küt görünürken kavuşturulmuş elleri ile duruşları, Modigliani resimlerini anımsatır. Bu yalın ve zarif sadeliğin ardında sanatçının geçmişinin izlerini bulmak da mümkündür. Desenlerinde ışık ve gölge yoktur, kontur belirgindir ama planlar en yalın şekilde verilir. Yalın plan, kontur kullanımı ve gölgesiz anlatım, bize Matisse’i hatırlatsa da aslında kendince yalınlığını plastik bilgileri ile senteze kavuşturduğunu gösterir. Çalışmalarında kullandığı deformasyonu özellikle boyun uzatma, çekik iri gözler eklinde gözlenmektedir. Erken dönemlerde yaptığı birkaç resim dışında, yağlı boyayı yüzey üzerine incelterek sürerken, negatif alanlarda daha saf renkleri kullandığı görülmektedir. (Zeliha Akçaoğlu)