İçeriğe geç
Zekai Ormancı

Zekai Ormancı

1949–2008 · Turkish

Zekai Ormancı’daki mekanizm, bir makinayı oluşturan mekanik kökenli elementlerin bileşimi ya da bütünüyle ilgili değil, bu türden elementlerin yapısal formlarının esinlendirdiği devinimsel etkinin tuvale ve resim diline yansımasıdır.

Düşünce sistemleri, mekanizmi, devinim (hareket) ve dengede gibi mekanik etkiler yaratan düzen şemalarıyla ilgili görür, el üretimi ve sanayi olgusuna bağlı makine gerçeğinin doğadaki ve yaşamdaki işleme biçimine, kimi durumlarda benzer görünümler oluşturduğu gerçeğine göndermede bulunur. Finalizm ve dinamizm gibi kavramlar mekanizmden türetilmiş olup taşıdıkları düşsel kökenli içeriklerle, yaşam ve doğa olgusunu tanımlamakta kullanılır. Gene bu bağlamda, psikolojik, yönetsel ve ekonomik mekanizmlerden söz edilebilir. Birey ve toplum yaşamında, bunları oluşturan elemanların bütünlüğü ve yapısal bütünlük terimlerini açıklamakta bu kavramdan yararlanıldığı gibi sanat müzik ve edebiyat alanında da, yeri geldikçe, bu kavram pejoratif bir anlam ifade edebilir. Zekai Ormancı’nın bütün çalışmalarına egemen olan mekanizmi ise, bu anlam dışında, doğrudan doğruya sanatçının ifade biçimini yorumlamakta bize kapı açacak bir terim gözüyle görmek gerekmektedir. Ormancı’daki mekanizm, bu açıdan yaklaşıldığında, bir makinayı oluşturan mekanik kökenli elementlerin bileşimi ya da bütünüyle ilgili değil, bu türden elementlerin yapısal formlarının esinlendirdiği devinimsel etkinin tuvale ve resim diline yansımasıdır. Kısaca mekanik bir pitoresktir. 2000’li yıllarda yaptığı resimler hariç tutulursa, daha önceki çalışmalarında “kompozisyon” genel başlığı altında toplananların dışında Zekai Ormancı’nın resimleri için kullandığı isimler “gerçek-dışı gerçek”, “organik birliktelik”, “mavi armoni”, “başkalaşım”, “sentetik armoni”, “bileşik yapı” , “büyük patlama”, “alegorik sentez”, yanılsamalı dinamik” gibi mekanik oluşumları düşündürecek temalarla ilgilidir. Birer kurgusal etiket olan bu isimler, onun sanatçı kişiliğinde tanık olduğumuz anlatım biçiminin, aynı zamanda mekanik kurgu işleviyle sarılı olduğunu gösterir. Makinalar, enerjinin belli amaçlar doğrultusunda çevrilmesini sağlayan aygıtlardır. Ormancı’nın resimlerini kuşatan mekanik nesneler ise, bu yöndeki işlevini açıklıkla saptayabileceğimiz verileri bize sunmazlar. Tinsel tözlerden ayrı maddesel bir töz bulunduğunu öne sürmüş olan Descartes, mekanizmin kuramını geliştirirken, modern dünyanın da kapılarını açıyor, Ormancı’nın resimlerinde kurgusal bir versiyonuna tanık olduğumuz, bu soyut mekanik evren tablosuna işaret etmiş oluyordu. Bu tablonun moderniteyle buluşan tipik örnekleri, 1900’lü yılların başında kübist ressamların ürettiği kolajlara, daha çok da ve özellikle Léger’in mekanik formlardan oluşan resimlerine götürecektir. İncelikli, hesaplı, dengeli ve uyumlu birer kompozisyon şemasına dayanmış olmaları, Ormancı’nın resimlerinde genellikle merkezi nitelikli bir patlama ve dağılma noktasında gerilim (extension) yaratacak biçimde, hacimsel biçim huzmeleri halinde çevreye dağılan mekanize edilmiş ayrıntılar, duyumsal bir tepkinin sonucu olarak algılanırlar. Böyle bir algılama, bütün mekanize edilmiş görüntüsüne karşın, içten içe tinsel içerikle de dolu olduğuna dair, bu biçimlere yüklenebilecek insani olguları da düşündürür. Bir mistifikasyonun dışlanması olarak yorumlanması mümkün olan söz konusu olgular, resimlere insancıl bir boyut katar: İnsan kendisi için yarattığı mekanize dünyada, kendisine yararlı olabilecek makine unsurları içinde, kendini rahatlamış ve yaşamını kolaylaştırmış hissederken, o dünyanın egemenliği altına farkında olmaksızın girmiş ve zamanla onun bir parçası olmuştur. (“Zekai Ormancı”, Kaya Özsezgin, Artdepo Sanat Galerisi Yayınları, İstanbul 2007, s.173-179)

Dış kaynaklar