Skip to content
Alev Ebuzziya

Alev Ebuzziya

1938

Alev’in çanaklarını önemli kılan daha birçok özellik var. Ancak ben iki unsura değinmek istiyorum: iç ve dış alanların etkileşimi ile çizgilerin dinamizmi. Bir çanağa görkemini kazandıran (veya kaybettiren) en temek öge, negatif ve pozitif alanlar arasındaki sinerjidir. Bu öge, bir çanağın görsel varoluşu üzerinde gösterişli sırlardan, karmaşık süslemelerden ya da entelektüel içerikten çok daha belirleyicidir. Dış kap (içi çıkarılmış kütle) biçimsel, keskin hatlı ve belirgindir. İç alan (kapsanmış hacim) ise şaşırtıcı derecede davetkâr ve cömerttir. Bu durum, dünyadaki tüm çanakların temelde iki işlevden türediğini hatırlatır: yiyeceği saklamak için kullanılan kaplar (kavanozlar, kapaklı kaplar) ve yiyeceği sunan kaplar; tabak ve çanaklar. Çanağın dışının didaktik sınırları, kabın kendisinden çok daha büyükmüş izlenimi veren, şekilsiz bir iç alana teslim olur. İçerideki alan, geniş sınırsız bir boşluk; adeta içsel bir peyzaja açılan bir geçit gibidir. Sanatçının daha koyu renkli ve kasvetli sırlanmış eserlerinde çanağın içinden fırtınalı, bulutlu bir gökyüzüne bakıyormuş hissi ve biraz da melankoli duyumsanır. Turkuaz renkli çanakları ise (en küçükleri de dahil olmak üzere), akıllara Ege Denizi’nin ya da Karayipler’in derinliklerindeki geniş bir sualtı mağarasının girişini getirir. İç ve dış alanları ayıran çeper ise, “rezonans” adı verilen estetik niteliğin kaynağını oluşturur. Rezonans, terim olarak, bir çanağın kütlesi (dışı) ve hacmi (içi) arasındaki görsel etkileşimin yaydığı enerjidir. Çanağın çeperi, bir ses sisteminde yer alan bir diyafram; sesi titreşim yoluyla ileten bir hoparlör olarak da hayal edilebilir.
Daha az teknolojik bir metafor olarak, bir davulun üzerine gerilmiş deri düşünülebilir. İyi yapılmış çanaklar rezonansa sahiptir. Kötü yapılmış olanlar değildir. Bu ikinci tür çanakların çeperleri cansızdır. Rezonansın tek bir karakteristik özelliği yoktur. Her sanatçının farklı bir ruh hali, perdesi, ritmi ve tınısı vardır. Alev örneğinde rezonans alçak bir perdeye sahiptir; çanakların Tibet keşişlerinin ilahileri gibi kontrollü ve ahenkli, sessiz bir mırıltıları vardır ancak altında derin bir hal ile dizginlenmiş bir tutku hissedilir. Son olarak, bir çanağın uzamsal mimarisinde çizgilerin işlevini irdelemek aydınlatıcı olacaktır. Bir çanağın biçimini iki çizgisel öge belirler. Bunların ilki siluet, diğeri ise konturdur. Siluet esasen düzdür. Çanağın dış hattının izini sürer. Kontur ise daha karmaşıktır. Üç boyutlu ve hareketlidir, çanağın çevresinde dolanır, bir tarafta kaybolup diğer tarafta yeniden ortaya çıkarak çanağın yüzeyinde bir hareket duygusu sağlar. Çömlek sanatçıları bu iki ögeyi kullanarak alanı tanımlar ve bunları doğru kullandıklarında canlı bir çizgisel etki elde ederler. Alev’in çizgiyi kullanışı akışkandır. Siluette çizginin çanağın ağzından karnına ve oradan ağıza geri dönüşü, anlık ve yakıcı bir güzelliktir. Bir uçtan diğerine çizilen bu zarif kavisin hem tasarruf hem de gösterişli olabilme hali, uzun yıllardır süren bir disiplinin sonucudur. Kontur anlamında çizgi, Alev için farklı bir işlev görür. Çanağın bereketli karnı belli belirsiz bir doğrusal ilginin odağı olsa da, gözümüz sürekli yukarıya, her çanağın doruk noktası ve hacmine giriş noktası olan tepesine çekilir. Bu çember sıklıkla sırlanmamış, ham kilden kenarıyla, Alev’in bir tasarımcı olarak ustalığına işaret eder. Sonuç olarak, bu çanaklar bir ölçüde minimalist olsalar da, bu geleneğin soyut bağlamında ne basit, ne de kuru kuruya ussal olarak nitelendirilebilirler. Malzemenin biçimlendirilmesi çok duyumsalken, güzellik hissi çok gururla taşınır. Eserler basit değil ama indirgeyicidirler. Karmaşık bir biçimde duygusalken, kültürlerarası sinerjiyi de yansıtırlar. Berrak ve sofistike bir dili konuşurlar. Hepsinden öte, bu çanaklar hilesiz bir sanata, akademik olmayan bir zekâya ve tuhaf olmayan bir benzersizliğe sahiptir. Alev’in çanakları, tıpkı sanatçının kendisi gibi, doğuştan zarif, içten ve ilk bakışta anlaşılmasa da derin bir şekilde tutkuludurlar. (“Alev ‘Alev Ebuzziya Siesbye’”, Garth Clark, Finansbank Yayınları, İstanbul 2016, s.14-15)

Shown in tr