Skip to content
Komet

Komet

1941–2022

Kendi şiirini kendisi üretmiş yapıtlar olarak, Komet’in resimleri evrensel edebiyatın içerik kompartımanlarına mahkûm bir gezginden öte bir gezgin, kısaca Çorum kökenli yerel bir kaynakta, önce Kızılırmak kavsini, ardından Paris’in tüm sokaklarını dolanmış bir diaspora parodisi ile evrensel diaspora masallarını alaya alan bir Hitit gezgini olarak düşünmeyi yeğlerim.

Komet’in seyirci muhayyelesini kışkırtan ve zihinsel etkinliği yorum girdaplarına sürükleyecek kadar şaşırtıcı düş imgeleriyle yüklü görünen resimleri, kendi içlerinde de olağanüstü bir hayal atmosferinin tehlikeli sükûnetini kuşanmışlarıdır. Kendi şiirini kendisi üretmiş yapıtlar olarak, Komet’in resimleri evrensel edebiyatın içerik kompartımanlarına mahkûm bir gezginden öte bir gezgin, kısaca Çorum kökenli yerel bir kaynakta, önce Kızılırmak kavsini, ardından Paris’in tüm sokaklarını dolanmış bir diaspora parodisi ile evrensel diaspora masallarını alaya alan bir Hitit gezgini olarak düşünmeyi yeğlerim. Söylemlerini sanatın ya da sanat tarihinin sonu olarak belirleyen felsefi atakların hiç biri Komet’in resimlerini spekülatif bağlamda globalleşen biçim felaketlerinin içerik bataklığına sürükleyemez kanısındayım. Bunun önemli bir nedeni, Komet’in figür dünyası içinde anlatımcı (narrative) söylemlere karşı örgütlenmiş bir kompozisyon duyarlığının yer edinmiş olması ve sanatçının o türden ithamlara pabuç bırakmayan bir içerik söylemini daima canlı tutmayı başarmasıdır. Resim düzenlerinin en belirgin kriterlerinden birini oluşturan karşıt hareketler dizisi ile uçarı bir serbestliğe ulaşan figürler, Komet’in güncel yaşantısını belirleyen kararlı, kararsız süreçler ya da güncel iç çelişkiler bağlamında ipleri çekilen kuklalar gibidirler. Komet’in resmini, geleneksel, hayat perdesinin girift ve karmaşık bir ruhsal ifade söylemine zemin oluşturmak üzerine yenilenmiş ve yeni bir “absurdite” ile bezenmiş “humor” ortamlarına mal etmek de boşuna bir çaba değildir. Sanatçının kendisini bir gölge ressamı olarak nitelemesinde de bu türden bir hakikatin saklı olduğu düşünülebilir. Uyandırdığı izlenimler yönünden dolaylı ve aykırı söylemlerin bu yüzüne teslim edilmek istenen bu resimler, Komet’in yalın bir yaşantıyı gizli bir literer söylemle özgün plastik kalitelere dönüştürebilen şaşırtıcı ustalığından doğmuştur. Kanımca bu ustalık, sanatçının yaşamını sürdüğü Batı çevrelerinde de benimsenmiş olan uluslararası bir kategoriye açıkça işaret etmektedir. Komet kompozisyonlarının önümüze çıkardığı yorum badireleri, her şeyden once bu resimlerin mitolojik, ruh bilimsel ve benzeri söylemlerin spekülatif zorlamalarından ötede bir görsel mekanizmanın özgün ürünleri olarak algılanması ile aşılabilir. Şaşırtıcı olan bu mekanizmanın içindedir. Ancak yalın yaşantıların bu bağlamda bir plastik kaliteye ulaşarak arıtılmış olması, tarihsel yerel vizyonun duyarlık hakikatlerini, batının çağdaş akım taarruzları karşısında ayakta tutabilmekle eşdeğerdir. Mitolojik ve benzeri söylemlerin özentili yorumlarına kıstırılmak istenen Komet Kompozisyonları, ülkemiz duyarlığını çağdaş düzlemde yüceltebilen sahici içtenlikleriyle sanatın da, sanat tarihinin de sonunun gelmediğini açık yürekli bir onurla kanıtlamaktadırlar. Komet’in yerel bir ortama mal olan ve ancak böyle bir zeminde var olabilme tutkusu, çeşitli halı yüzeylerini bezeyen motiflerle kendi kültür üslubunu cesaretle bağdaştırabilen kompozisyonlarına da sinmiştir. Komet resimlerinde özgün bir kültür ortamının verileri ve değerlerine bağlılığın incelikli güçlüklerini çarpıcı bir sentez gücü ile karşımıza getirdiği kadar, 1960’lı yıllardan bu yana yaşadığımız toplumsal sorunlarla da hesaplaşmayı dahi vazgeçilmez sürecin kaçınılmaz bir gereği olarak ortaya koyabilmiştir.
(“Komet’in İzleri / Komet Geçerken”, Sezer Tansuğ, Teşvikiye Sanat Galerisi Yayınları, İstanbul 2000)
1960-1967 Yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi’nde Halil Dikmen ve Zeki Faik İzer atölyelerinde çalıştı. 1960’larda sıklıkla siyah rengi kullandığı resimlerinde, Türk insanını karmaşık ve kalabalık insan grupları halinde eleştirel bakış açısıyla ve fantastik bir dille betimledi.1971’de devlet bursu ile Paris’e giden Komet, Vincent Üniversitesi Art Publiques bölümüne devam etti ve Beaux Arts’ta Singier ile çalıştı. 1970’lerin ortalarında aynı psikolojik atmosferi kullanmaya devam etmekle birlikte, kullandığı insanlar batılı tiplemeler oldu ve kalabalık gruplar yerine iki ve üçlü gruplar halinde resmetti. İlk kişisel sergisini Galerie Garfitti-Rouen’de açan Komet, 1974-1987 yılları arasında Paris, Evreux, Lozan, Viyana, St. Germain en Laye, Milano, Salzburg, Çorum, Ankara, İzmir ve İstanbul’da kişisel sergiler gerçekleştirdi. 1980’lerin sonlarına kadar Yeni-Romantik, Yeni Dışavurumcu ve Post- modernist anlatımlarla çalışan sanatçı bu tarihten sonra tamamen özgün bir anlatım dili geliştirdi.

Shown in tr